
Ensar Bey’le ilk defa Baskurdistan’in Neftekamsk şehrinde taniştim. Yeni açilan okulumuzun ilk Ingilizce ögretmenleriydik. Derslerin bir kismina o girerdi, bir kismina da ben girerdim. Ben mezundum, o eğitimini yapılan çagrıya icabet edip burada tamamlamak üzere yarida bırakıp gelmişti.
Bir taraftan eğitimini devam ettiriyor, diğer taraftan Ufa’nin 220 km kuzeyine düşen şehrimize gelip İngilizce derslerine giriyordu. Bir yıl her şeye rağmen böyle devam etti.
Ögrenciler onu çok severdi. Her cumartesi maç tertip ederdi. Beraber kayak yapmaya giderdik. Tatar bir marangoz esnaf olan dostumuz Fail abileri ziyaret ederken alacağimiz çikolatalardan içeceklere kadar o düşünür, elimiz hiç boş gitmezdik. Onun insana olan ilgisi çok dikkatimi çekerdi. Az uz bildiği Rusçasiyla veli ziyaretlerinde bildiği fikralarla birden ortaliği şenlendirir, evin küçük çocuklari başta olmak üzere herkesin sevgilisi oluverirdi. Pikniklerde elinde ya biçak olur etleri doğrar, veya odun bulunur ates hazırlıyor olurdu.
Teypte Arif Sag çalar, çay içmez muhabbet yudumlardik. Sadece kadınların calıştığı ‘parikmaherski’ (berber)lere gitmez birbirimizi banyoda traş ederdik. Bir defasinda yine üstünü çikarmiş, traş olmaya hazırlanıyorken, sırtındaki sivilcelerin çokluğu dikkatimi cekmis, Ensar Hocam bu ne böyle?, demiştim. O da Ufa ile Neftekamsk arasinda gelis gidişlerinden çektiği sikintilari bana aktarmişti. Rusya’nin karıni, kışını, otobüslerini, otogarlarini, bilet siralarini, yollari, yiyecek sıkıntılarını bilmeyen bilmez ne demek istediğimi. Okulumuzun müdürü Ömer abi evlendiginde, Ömer abi artık aileli, ona geniş ev lazim, bu evi ona verelim, biz kendimize ev bakalim, teklifini yapan oydu. Hüseyin bey’e takılmadan edemez, hepimizin sıkıntılarını takılmalarıyla bir nebze olsun giderirdi. Baskurt bir esnafla olan hesabını yıllarca takip etmiş, normalde alacaklı arkasını ararken, o verecekli olmasına rağmen ödeyinceye kadar peşini bırakmamıştı.
Ensar bey arkadaştan öte dosttu benim için. O yüzden onunla irtibatımı hiç koparmamaya caliştim. İki tür insan vardir: Biri yanında durdukça stresini alır, rahatlatır, yanından hiç ayrılmak istemezsin, sürekli pozitif enerji yayar. Diğeri yanında kaldıkca stresin artar, sürekli kendini diken üstünde hissedersin. Resmiyet hakimdir. Ensar Bey birinci kategorideki insanlardandi.
Gurbette anneniz babanız size uzakta, memlekette dururlar. Siz de bayram vesilesiyle, tatil vesilesiyle yanlarına uğrar, ziyaret eder, ellerini öpersiniz. Onlar sanki siz var oldukça orada duracak gibidirler. Ensar bey de hasta olmasina ragmen sanki hep orada duracakmış gibi geliyordu bana. Hasta evet ama, iyileşecek, telefonda da olsa şen şakrak sesini hep duyacakmışım geliyordu. Ama öyle olmadi. vefat haberini duyar duymaz telefonda Ensar Avsar adina kayitli telefonu aradığımda onun sesine benzer bir ses, abisinin sesi, alo, dedi büyük metanetle. Kendimi tanıtınca Ensarı şimdi kabristana götürüyoruz, deyince genzime bir agri çoktu. Allah rahmet eylesin. Korktuğundan emin, umduğuna nail eylesin!, diye dua ettim.
Sana, şükür , dedirten neyse ebedlere kadar dedirtsin dostum…
Ali AKKIZ